<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>ALTIKIRKBEŞ YAYINLARI</title>
	<atom:link href="http://altikirkbes.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://altikirkbes.wordpress.com</link>
	<description>SAYFANIN SAĞ TARAFINDAKİ KATEGORİ LİSTESİNDEN GİRMEK İSTEDİĞİNİZ ALANI SEÇİNİZ!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Jan 2012 12:46:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='altikirkbes.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>ALTIKIRKBEŞ YAYINLARI</title>
		<link>http://altikirkbes.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://altikirkbes.wordpress.com/osd.xml" title="ALTIKIRKBEŞ YAYINLARI" />
	<atom:link rel='hub' href='http://altikirkbes.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>william s. burroughs * JUNKY</title>
		<link>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/26/william-s-burroughs-junky/</link>
		<comments>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/26/william-s-burroughs-junky/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 12:46:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>altikirkbes</dc:creator>
				<category><![CDATA[PEK YAKINDA]]></category>
		<category><![CDATA[junky]]></category>
		<category><![CDATA[will self]]></category>
		<category><![CDATA[william burroughs]]></category>
		<category><![CDATA[william lee]]></category>
		<category><![CDATA[william s burroughs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://altikirkbes.wordpress.com/?p=1366</guid>
		<description><![CDATA[YAKINDA RAFLARDA! ALTIKIRKBEŞ YAYIN Quuer ve Naked Lunch’ın yeni baskılarıyla birlikte, Türkçe de ilk defa yayımlanacak olan Yage Mektupları (bu bir roman)nı da JUNKY ile birlikte yayıma hazırlıyor. Bu baskıları ise yapılmış baskılar arasında son ve müdahele edilmiş edisyonlar olması sebebiyle daha bir önem kazanıyor. Yeri gelmişken belirtmeli ki JUNKY ile -sonrasında yayımlanacak olan- Yage [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1366&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align:center;"><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/junky.jpg">YAKINDA RAFLARDA!</a></h2>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/junky.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1367" title="junky" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/junky.jpg?w=420" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>ALTIKIRKBEŞ YAYIN Quuer ve Naked Lunch’ın yeni baskılarıyla birlikte, Türkçe de ilk defa yayımlanacak olan Yage Mektupları (bu bir roman)nı da JUNKY ile birlikte yayıma hazırlıyor. Bu baskıları ise yapılmış baskılar arasında son ve müdahele edilmiş edisyonlar olması sebebiyle daha bir önem kazanıyor. Yeri gelmişken belirtmeli ki JUNKY ile -sonrasında yayımlanacak olan- Yage Letters arasında önemli bir göbek bağı söz konusu, zira William S. Burroughs Junky’yi Yage aramaya gideceğini ve belki Yage&#8217;nin son vuruş olabileceğini -tabi ki yanıldı ve bunu biliyordu- yazar. WSB’nin kendinsil antropolojik metinlerinin de en önemlilerinden biridir Yage yazarın. </strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Aşağıda Will Self’in 2001 senesinde Paris’de kaleme aldığı çok önemli, zevkli ve uzun metin yer almakta, JUNKY&#8217;yi basacağımız şu yakın gelecekte ön kazı olarak gerekli gördüğümüz gibi WSB üzerine yetersiz okuma yapmış olanlar içinde ayrıca bir data-bank görevi göreceğini düşünüyoruz.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Self’e ve metnin çevirmeni Artemis Günebakanlıya teşekkürlerimizi sunuyoruz.</strong></p>
<h2 style="text-align:center;"></h2>
<h2 style="text-align:center;"><strong>William Burroughs  Junky </strong></h2>
<h2 style="text-align:center;"><strong>Will Self</strong></h2>
<h1></h1>
<h3 style="text-align:justify;"><strong>Ben bunları yazarken masamda duruyor – William S. Burroughs’un ‘Junky’sinin ilk baskısı. Kitabın ilk basımının üzerinden geçen elli tuhaf yılda dünya çok değişti ve bu değişimlerin bir kısmı, bu unutulmaz eserin ilk baskısıyla şu anda elinizde tuttuğunuz baskı arasındaki farklarda kendini belli ediyor.</strong></h3>
<h3 style="text-align:justify;">‘<em>Junkie: Confessions of an Unredeemed Drug Addict</em>’ başlığıyla ve ‘William Lee’ takma adıyla (Burroughs’un annesinin kızlık soyadı – takma ad için çok uğraşmamıştı) yayımlanan Ace Original baskısı 35 sente satılıyordu ve ‘Çift Kitap’ olarak Maurice Helbrant’ın ‘<em>Narcotic Agent</em>’ıyla sırt sırta ciltlenmişti. Tek ciltte iki kitap formatı 50’ler Amerika’sında yaygındı ama konu benzerliğinin dışında, Burroughs’un yayıncısı A.A. Wyn, uyuşturucu bağımlılığının böylesine pişmanlıktan uzak bir anlatımını, bir Federal Narkotik Dairesi memurunun ilk olarak 1941’de yayımlanan anılarıyla dengeleme ihtiyacı hissetti.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Savaş sonrası Amerika’nın histerik uyuşturucu-karşıtı kültürü içinde sansür olasılığı, kolayca oto-sansüre de sebep olabilirdi, bu yüzden ‘Junky’nin bir yayıncı bulmuş olması bile kayda değer. Alt başlığına rağmen (Günahkar Bir Uyuşturucu Bağımlısının İtirafları) Wyn, ana karakter bağımlılıktan kurtulmak için çaba gösterdiğinden kitabın kurtarıcı olabileceğini düşünüyordu, ayrıca Burroughs’tan kendi gibi birinin –Social Register’a<a title="" href="http://cyberzenarchy.wordpress.com/category/beat-generation-2/#_ftn1">[1]</a> girmiş bir ailenin Harvard mezunu çocuğu– nasıl uyuşturucu bağımlısı olduğunu okuyucuya açıklayan otobiyografik bir önsöz yazmasını istedi. Aynı ihtiyatlılık Wyn’in, Burroughs’un zehirlenme ve kimyasal bağımlılıkla ilgili (çoğunlukla doğru ama alışılmışın dışında ve bazen tamamen manyakça) ifadelerinin arasına parantez içinde itirazlar sokuşturmasına neden oldu. Böylece, Burroughs “Belki de bir junkie kendisini sürekli maddenin etkisinde tutabilirse, olağanüstü uzun yaşayabilir,” dediğinde, parantezde şöyle yazıyordu: “(Yay. Notu: Geçerli tıbbi otoriteler bunu yalanlıyor.)”</h3>
<h3 style="text-align:justify;"> Burroughs’un önsözü (şimdi “giriş” olarak yeniden düzenlendi) mevcut basımın da başında yer alıyor ama eski kafalı okurlarını hip dünyasına –Burroughs için “hip” tereddütsüz eroin altkültürü demekti– sokmak amacıyla kullandığı junk argosu ve abartılı konuşmalara dair açıklayıcı sözlük, kitabın arkasına alındı. Parantez içindeki notlar çıkarıldı.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Hem “<em>Junkie</em>”nin hem “<em>Narcotic Agent</em>”ın, 1950’lerin hanımlarını zor durumda resmeden hoş bir gösterişe sahip kapakları vardır. Helbrant’ın kitabının kapağındaki güzel sarışın kelepçelenmektedir (vücudu ve başı gölgeler içinde olmasına rağmen tahminen kitaba ismini veren “Ajan” tarafından), üzerinde sadece kombinezon vardır. Önündeki masada duran kül tablası, şırınga ve kaşık, yüzündeki sakin ilgisizliği açıklar. “Junkie”nin kapağında ise daha hareketli bir tasvir yer alır: sert yüzlü bir adam, güzel bir sarışını arkadan kavramış, bir kolunu kadının boynuna dolamış, diğer eliyle de kadının bir paket tutan elini kavrıyor. Yanlarındaki masa boğuşma sırasında devrilmekte, bir kaşık, bir şırınga ve hatta bir gaz ocağı yere savrulmak üzere.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Aslında bu kapak, Burroughs’un kitapta anlattığı bir sahneyi resmediyor. “Karım alışkanlığımı yeniden edindiğimi gördüğünde, daha önce hiç yapmadığı bir şey yaptı. İhtiyar Ike’la irtibat kurduktan iki gün sonra bir vuruş pişiriyordum. Karım kaşığı elimden kaptı ve junkı yere fırlattı. Ona iki tokat attım, kendisini yatağa atıp ağlamaya başladı…” Ismarlama işler yapan ve adı bilinmeyen bu sanatçının, kapak resmi için ana karakterin karısının da bulunduğu az sayıda bölümden birini seçmesi, Burroughs’un hemen her zaman büyülü evrenin varlığına kanıt olarak gördüğü hınzırca tesadüfi ironilerden biriydi.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Çift kitaptan tek kitaba; Ace Original’dan Penguin Modern Klasik’e; günahkar itiraftan kült romana; ucuz romandan seçkin bir zevke – bu metnin tarihi garip bir biçimde Burroughs’un anlattığı eroin altkültürünün nasıl dönüştüğünün, yayıldığının, kendisini toplumun yapısına nasıl yerleştirdiğinin ve bu süreçte parazit gibi beslendiği şeyi nasıl onarılamaz şekilde değiştirdiğinin alegorisi gibidir. Tıpkı –sözlüğüne bakarsanız– ne kadar çok gizli uyuşturucu teriminin canlı dile girdiğini göreceğiniz gibi.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Burroughs toplumun ruhsal olduğu kadar fiziksel sınırlar içine de hapsettiği belirli bir –uluslararası da olsa–  kentsel olgu gözlemlemişti: “Junk genellikle belirsiz veya geçişken bölgelerin yakınında bulunur: New York’ta On Dördüncü Cadde’nin doğusunda Üçüncü Cadde civarı; New Orleans’ta Poydras ve St. Charles; Meksika’da San Juan Létran. Yapay uzuv satan mağazalar, peruk imalatçıları, dişçiler, parfüm, merhem, hediyelik eşya, esans üreten merdiven altı imalathaneleri. Şüpheli ticari teşebbüsün batakhaneyle temas ettiği nokta.”</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Bugün junk her yerde, toplu konutlarda ve çatı katlarında; modeller ve onları yaratanlar tarafından çekiliyor, içiliyor ve enjekte ediliyor. Eroin modası biçimsel bir sahtelik olarak ortaya çıktı ve kayboldu – ve şüphesiz geri dönecek. Sayısız kitap ve film uyuşturucu kullanımını konu edindi. Eroin bağımlısı, pembe dizilerde beylik bir figür oldu. Ilımlı tahminlere göre Britanya’daki eroin bağımlılarının sayısı, geçtiğimiz yarım yüzyılda bin kat arttı.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Burroughs “Junky”yi Batı kültüründeki bir dönüşümün eşiğindeyken yazdı. Onun junkieleri Bunalım’ın yaratıklarıydı, çoğunun bağımlılığı ABD’de eroin ve kokain satışını yasaklayan 1922 tarihli Harrison Yasası’ndan daha eskiydi. “Junky”de ana karakter yeni nesilden alaycılıkla bahseder: “Görünüşe göre genç hipsterler enerji ve yaşamdan haz alma fakiri. Ot veya junk lafı onları kokain gibi coşturur. Etrafta zıplayıp şöyle derler, ‘Çok fazla! Dostum, hadi alalım! Hadi dumanlanalım!’ Ama tek vuruştan sonra hayatın biberonu yeniden getirmesini bekleyen bir bebek gibi sandalyenin birine çöküverirler.”</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Bağımlılar çoğaldıkça ve toplumla daha sıkı bütünleştikçe, kolektif bilincin bağımlılık yaratan doğası da daha dehşetli bir şekilde belirginleşti. Kitlelerin çok biçimli cinsellik takıntıları ve ünlülere tapınmanın işaret ettiği, duygulanımın korkunç ölümü; ayırt edici özelliği, yalnızca ürünlerin değil, onların içine yerleştirilmiş “yaşam tarzları” ve “zihniyet”lerin yapısında bulunan tükenme olan, dürtüye dönüşmüş bir tüketicilikle tamamlanıyor. Ve elbette “Uyuşturucuyla Savaş”ın kendisi, ardı ardına kestiği kolların her birinin kökünden altı tane, on iki tane, otuz altı tane kol çıkıyor ve hepsine uyuşturucu enjekte ediliyor.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Şüphesiz, Burroughs savaş sonrası dönemi bir Gotterdammerung ve tüm değerlerin sarsıcı bir yeniden değerlendirmesi olarak görüyordu. Kuralsız eğilimleri ve Mandarin zekasıyla Burroughs, 1960’ların gelmekte olan kültürel devrimi karşısında çelişkili bir durumdaydı. Açık bir eşcinsel ve uyuşturucu bağımlısı olarak, mükemmel Orta Batı özgürlükçülüğü ahlaki kurallardan kaçınmasına sebep oluyordu, kişisel eğilimlerine göreyse tatsız bir biçimde sosyalist ve liberallerle yolculuk etmesi gerekiyordu. Burroughs için yeniden değerlendirme hem indirim, hem zam demekti ve onu doğmakta olan karşı kültürün böyle büyük bir simgesi yapan da belki buydu.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Burroughs, Janus yüzlü ve ölümcül derecede sıska bir uşak gibi, vuruş için olduğu kadar kavrayış için de vuruş yapan yeni toplumun öncüsü oluyor. “Junky”nin son paragrafında şöyle yazıyor: “Vuruş, özel bir açıdan görmektir. Vuruş, yaşlanan, tedbirli, dırdırcı, korkmuş bedenin taleplerinden anlık bir kurtuluştur.” Vuruşun, Tanrı yere düştüğünde ve merhamet için yalvardığında kaburgalarına yaptığınız şey olduğunu da ekleyebilirdi.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Burroughs’un “Junky”sini hiçbir şekilde eroin bağımlılığıyla ilgili bir kitap olarak görmüyorum, Camus’nün “Düşüş”ünü (1956) avukatlıkla ilgili görmediğim veya Sartre’ın “Bulantı”sının (1938) tarihsel araştırmanın sorunlarıyla ilgili olduğunu düşünmediğim gibi. Üç eserde de yabancılaşmış bir ana kahraman, geri dönülmez şekilde yabancı ve anlamsız görünen bir dünyayla boğuşur. Üçü de okura ısrarlı monologlar halinde fırlatılmıştır. Burroughs’un “Junky”de bahsettiği serseri “Jack” gibi: “Sesini doğrudan bilincinizin içine atma becerisine sahipti. Hiçbir dış gürültü onu boğamazdı.” Aynı şey “William Lee” için de söylenebilir, ya da Clemance veya Roquentin için.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Ancak “Junky”nin varoluşsal damarıyla uğraşmadan önce, “William Lee”yi Rock Hudson, resmi nikahsız karısı Joan Vollmer’ı da Kim Novak olarak betimleyen kapak illüstrasyonuna dönelim. Burroughs bu illüstrasyonu –aklına geldiyse–  kendi evrenimize zemin teşkil ettiğini ve onun içine işlediğini düşündüğü büyülü evrenin kanıtı addetmiş olmalı dememin sebebi, kitabın ilk taslağının, Vollmer’i öldürmesinden (6 Eylül 1961, Meksika) hemen önceki aylarda tamamlanmış olması. Burroughs 1985’te “Top”a yazdığı önsözde (Vollmer’in ölümünden sonraki yıl tamamlandı ama otuz dört yıl sonra yayımlandı) şöyle diyordu, “Joan’ın ölümü olmasaydı asla bir yazar olamayacağım yargısına varmak ve bu olayın yazarlığımı ne ölçüde harekete geçirdiğini ve biçimlendirdiğini fark etmek zorunda kaldım.”</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Cinayet ilgili çok şey yazıldı ve daha çok şey de varsayıldı. Burroughs olayı “kazara vurulma sonucu ölüm” olarak tarif etti; kefaletle serbest bırakıldıktan sonra kaçmış olsa da, sadece adam öldürmekten –Meksika mahkemesi tarafından gıyaben– mahkum oldu. Fakat sonraki hayatını –ve yazarlığını– tanımlama biçimine bakınca, bu bana yanlış geliyor: “Sürekli bir güç tarafından ele geçirilme tehdidiyle ve ondan kaçma, Kontrolden kaçma ihtiyacıyla yaşıyorum.” Burroughs, cinayetin içerdiği ele geçirilme durumunu kendisinin dışında görüyordu, “su götürmez bir varlık”. Daha da ileri gidip, böyle bir varlığın, çağdaş psikolojideki ele geçirilme fikrini, öznenin aklının bir işlevi olarak düzenleyebileceğini varsayıyordu: çünkü ele geçiren güç için en tehlikeli şey, ele geçirdiği kişi tarafından ayrı ve işgalci bir varlık olarak görülmekti.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Şahsen, Burroughs’un “ele geçirilme” tarifinin, olayda kasıt olduğunu kabul etmesine eşdeğer olduğunu düşünüyorum. Elbette, tehlikeli dürtüsellik varsayımı, böyle zalimce bir aptallık ve ölümcül bir düşüncesizlikle yapılan eylem karşısındaki şaşkınlığıyla kıyaslandığında, canlandırdıkları doğaçlama “William Tell oyunu”yla (Vollmer’dan başının üzerine bir bardak koymasını istedi, kendisi de tabancasıyla bardağı vuracaktı) daha iyi bağdaşıyor. (Ya bardağı vurabilseydi, cam parçaları ne olacaktı? Odada başkaları da vardı.)</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Bu olaylar üzerinde durmamın iki nedeni var. Birincisi, “Junky”nin konusunu oluşturan aktif uyuşturucu bağımlılığı gerçeğinden yola çıkılarak yazar ve hayatıyla ilgili üretilen post hoc mitleri çözmek için, Burroughs ve Vollmer’in etkin olduğu çevreyi ve birlikte sürdükleri hayatı bilmek gerektiğini düşünüyorum. Burroughs eroin almadığında bilincini kaybedecek kadar sarhoş oluyordu (bunu kendisi de “Junky”de doğrular). Vollmer’i ne kadar sevse de, hayatları bir çıkmaza girmişti (cinsel eğilimleri birbiriyle bağdaşmıyordu – Vollmer uyuşturucu kullanmasına karşı çıkmaya bile başlamıştı); ve –anlık da olsa– bu engelden kurtulma düşüncesinden daha doğal ne olabilirdi?</h3>
<h3 style="text-align:justify;">İkincisi, “Junky”nin büyük bölümü cinayetten önce tamamlanmış olsa da, Burroughs metni 1952 Temmuzuna kadar düzeltmeye devam etti, eski eroin satıcısı arkadaşı Bill Garver’ın (metinde adı “Bill Gains” olarak değiştirilmiştir) New York’tan gelişi gibi güncel olayları da metne ekledi. Burroughs’un yazdıkları o kadar günceldi ki, kitabın bir yerinde (bu şimdiki basımda da düzeltilmemiştir) şimdiki zamana atlar: “Görünüşe göre Chalma Azizesi junkieler ve adi hırsızların koruyucu meleği çünkü Lupita’nın bütün müşterileri yılda bir defa hacca gider. Kara Piç kilisede bir odacık kiralar ve süt şekeriyle karıştırılmış junk paketleri satar.”</h3>
<h3 style="text-align:justify;">“Junky” metninin özü, Burroughs’un kendi eroin deneyiminin mümkün olduğunca gerçek bir anlatımıydı. Allen Ginsberg’e yazdığı bir mektupta (Ginsberg kitabın Burroughs’un bağımlılığı için bir savunma olduğundan endişelenmişti) ona çıkışıyordu: “Aslına bakarsan kitap, junkın gerçek dehşetiyle ilgili okuduğum tek doğru anlatı. Ama bunu savunma ya da caydırma olarak görmüyorum, sadece junk kullanırken yaşadıklarımın doğru bir anlatımı. Her şeyden çok bir seyahat kitabı olduğunu söyleyebilirsin. Junkla ilk temas ettiğim yerde başlıyor ve artık temasın mümkün olmadığı yerde bitiyor.” “Junky” metniyle yazarın 1944’ten 1952’ye kadar (kitabın süresi) sürdüğü hayatla ilgili bilinenlerin ne ölçüde çakıştığını anlamak için, bu dönemde yazdığı mektupları [The Letters of William S. Burroughs 1945-1959, Yay. Haz. Oliver Harris] veya Ted Morgan’ın mükemmel biyografisini [Literary Outlaw] okumak yeterli olacaktır.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Hepsi esasında şunu söylüyor: “Junky” bir roman değil, bir yaşam öyküsü; “William Lee” ve William Burroughs aynı kişi. Bunun daha önce söylediklerim ışığında –“Junky”yi varoluşçu bir metin olarak Sartre ve Camus’nün eserleriyle eşit tutmam– tuhaf görünebileceğinin farkındayım ancak bunun, yazarın gerçeği kurgunun hizmetkarı yapan Janus yüzünün başka bir yönü olduğunu düşünüyorum. Burroughs’un kendisini kavrayışı özünde kurgusaldı ve kararlılıkla yazmaya başlamadan önce başka yazarların eserlerinde (başta Jack Kerouac’ın “Yolda”sında) karakter olarak yer almıştı. Ginsberg, Kerouac ve diğerlerine yazdığı mektupları da takma adıyla imzalıyordu, ayrıca mektuplaşmalarını bitmemiş bir tür çalışma olarak görüyordu, alametifarikası olan tekrarlar ve rutinlerle onları Beatler için çekici hale getiriyordu. 1950’lerin sonlarında Tanca’da yaşamaya başladığı zaman, bir hiçten biraz fazlası ya da bir kurgu ürünü olma hissi o kadar güçlüydü ki cisimsizlik sanatını “El Hombre Invisible” lakabından zevk alarak, gerçek bir şevkle uyguladı.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Gitgide daha değişken olan gerçeklik görüşüyle, Burroughs için hakikat ve kurgunun iç içe geçmesi kaçınılmaz, hayat ve kitabın ayrılması imkansızdı. Şüphesiz, kendisi bunu metafiziğe başvurarak –savunmak değilse de– desteklemeye çalışacaktı ama yarım asır sonra baktığımızda, Burroughs ölmüş, oluşmasına yardım ettiği karşı-kültür poz yapmaya, tişört sloganlarına ve küresel kahve dükkanlarına indirgenmişken, uyuşturucu bağımlılığının tercihe bağlı bir ekleme olmadığını, psikolojik olarak bunların hepsinden önce geldiğini kabul etmenin zamanı. Burroughs’un “Junky”de şunları yazarken son derece samimi ve keskin bakışlı olduğunu anlamanın zamanı; “Junk bir vuruş değildir. Bir yaşam biçimidir.” Burroughs yirminci yüzyıl sonu Batı kaygısının kusursuz bir örneğiydi, tam da bir bağımlı olduğu için. Kendini kandıran, kibirli, narsist ama yine de –kendi rahatsızlığını olmasa da– dünyanın hastalığını ilginç biçimde anlama kabiliyeti olan Burroughs, ruhunu içinde modernitenin obsesif ve kompulsif virüslerinin üretildiği bir tür petri kabı olarak sundu (ve sunmak zorunda kaldı).</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Burroughs bağımlılığından hiçbir zaman kurtulamadı ve 1997’de öldüğünde, sentetik uyuşturucu metadon bağımlısıydı. Bence bu nefis bir ironi: toplumsal sınırlamaları reddeden büyük kahraman, aslen Nazi kimyagerler tarafından sentezlenen ve Führer’in şerefine “Dolophine” adı verilen bir uyuşturucuya bağımlı; korkusuz özgürlükçü, Federal Hükümet tarafından eroin bağımlılığının “ilacı” olarak desteklenen, yapay bir Morpheus’un kollarında ölüyor. “Junky”nin önsözünde ve “Çıplak Şölen”in girişinde Burroughs, kendi bağımlılığından geçmişte kalmış bir şey gibi bahseder ama durum bu değildir. Amerika’dan Meksika’ya, Fas’a, Fransa’ya, İngiltere’ye, sonra gerisingeri New York’a, nihayet de Kansas’taki küçük bir şehre giderken Burroughs ya kimyasal bağımlılığının sonuçlarından kaçıyordu ya da arzuladığı uyuşturuculardan sakınmaya çalışıyordu.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Aslında ok yaydan çoktan çıkmıştı, savaş zamanı New York’un pis apartman dairelerinde ve yurt dışında yaşadığı harabelerde, Burroughs’un “hayatın morfin solüsyonu damlalıklarıyla dağıtıldığını” gördüğü yerlerde. O ve Vollmer Meksika’ya yerleştiklerinde, gittikçe kötüleşen bağımlılıkları (Vollmer’inki amfetamineydi) kendilerine büyük zarar vermişti bile. O günlere ait anlatılar bir zamanlar güzel olan Vollmer’i “hamur suratlı, antika bebeklerinkilere benzeyen cam gibi ve boş gözleri olan, şişman, şekilsiz bir kadın…” olarak tarif ediyor. Burroughs ise “ceset gibiydi – ince dudaklar, kötü dişler, sarı parmaklar ve ölüm gibi gözler.” Burroughs deliliklerinin beraberinde getirdiği gerçek bedensel yıkımla yüzleşemiyordu ve “Junky” metni, Vollmer konusunda olduğu gibi, bu konudan da ya kaçınıyor ya da onu düpedüz yalanlarla ve eroinin ömür uzatan özellikleriyle ilgili sloganlarla –yukarıdaki gibi– cilalıyor. Yazarın karısından 61. sayfaya kadar hiç bahsedilmiyor, sonra da “William Lee” bir “tedavi” için Lexington’daki Federal Hospital’a kaydolurken yan bir öğe olarak geçiyor: “Hasta güvenli görünüyor ve tedavi olma sebebinin ailesini geçindirme gerekliliği olduğunu söylüyor.” Bundan sonra “Lee”nin New Orleans’ta yakalandığı bölümde yer alıyor ve Meksika’da “daha önce hiç yapmadığı bir şey” yapana kadar yok oluyor. Burroughs, Vollmer’in ölümünden yedi ay sonra (temsilciliğini yapan) Allen Ginsberg’e yazdığı bir mektubun dipnotunda şöyle diyordu, “Joan’un ölümüyle ilgili. Bu nasıl araya sıkıştırılabilir bilmiyorum. Umarım onları bu fikirden vazgeçirirsin. Ortadan kaybolmasının icabına bakacağım. Junk’ta ev hayatıma girmedim çünkü bu, Sam Johnson’ın sözleriyle, ‘Faydasız’ idi.” Metinde Lee ve karısının “ayrıldığı” söyleniyor ama biraz fazla olmakla beraber, “ortadan kaybolmasının icabına bakmak” daha faydalıydı.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Metne gelince, bugün de her zaman olduğu gibi taze ve yalın. Burroughs’un ifadesiz anlatımı, yüksek felsefi eğilimlerine olduğu kadar, polisiye-gerilim yazarı Dashiell Hammett’ın üslubuna da çok şey borçlu. Metni yazdığı dönemde Burroughs hala, 1939’da Chicago Üniversitesi’ndeki derslerine katıldığı Kont Korzybski’nin proto-Wittgensteincı fikirlerinin etkisindeydi. Korzybski bir “Genel Semantik” kuramı ortaya koydu. Buna göre ya/ya da formundaki felsefi güçlükleri besleyen, dil ve gerçeklik arasındaki uçurumdur. Burroughs, retorik süslemeden ve sıfat fazlalığından kaçınarak, söylenemeyecek şeylerle ilgili sessiz kalmaya çalıştı, kendisini büyüleyen uyuşturucu altkültürü gibi: “Ot paketini elime tutuşturdu. ‘Al bunu ve git,’ dedi. ‘İkiniz de orospu çocuğusunuz.’ Yarı uykudaydı. Sesi sanki gerçekten annelerimizden bahsediyormuş gibi gerçekçiydi.”</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Burroughs sade konuşma üslubunu hedeflerken, tam yerine oturan sözcüklere olan eğiliminin önüne geçemiyor, kaderindeki doğal öykücülükten kaçamadığı gibi. Sonraki, daha serbest üslupta yazılmış eserleri –Çıplak Şölen gibi– çoğu kez kendi konuşma rutinlerinden geliştirilmişti. “Junky” de yüksek eğlence seviyesini keskin betimlemeler ve keskin bir şekilde hatırlanan konuşmaları yan yana sıralayarak korur. Sadece Burroughs, genç gangsterlerden oluşan bir çetenin hareketini “bir bale kadar stilize” olarak değerlendirebilir; bir yalanın tekrarlanmaktan “pürüzsüzleştiğini” söyleyebilir; veya bir bağımlının saldırganlığını şöyle tarif edebilirdi: “Düşmanlık ve kuşku dalgaları büyük kahverengi gözlerinden, bir çeşit televizyon yayını gibi yayılıyordu. Etkisi neredeyse fiziksel bir darbe gibiydi.” Burroughs’un mizahı kupkurudur. Öyle ki ana karakterini fiziksel bir betimlemeden mahrum bırakırken, yazdığı her iğneleyici sözle onun korkutucu derecede net bir resmini çizer – “Ancak nezaket, ona doğal gelmiyordu.” – ve yerinde bir şaka: “…sizi bir defa “zeki bir adam” olarak belledi mi, müthiş can sıkıcı olurdu.” Özlü sözleri, tiksindirici de olsa, zekicedir, La Rochefoucauld’nun tutuklanmış ergen hali gibi: “İnsanlar bağırsak hareketlerinden söz etmeye başladığında, söz ettikleri süreçler kadar amansızdırlar.”</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Burroughs ayrıca kendine has bir teşhis sanatı kullanıyor – ona göre herkes hak ettiği yüze sahip: “Kefillerin o mumyalanmışa benzeyen görünümüne sahipti, derisinin altına parafin enjekte edilmiş gibi.” Dahası, birinin yüzünün, başkasının zihnine yerleşme kapasitesi, o kişinin gerçek hayattaki konumuna bağlıydı; “Kalabalık bir caddede hızla yürürken Dupré’nin yanından geçseniz, yüzü hafızanıza kazınırdı – sihirbazın kartları hızlıca karıştırıp “Bir kart seçin, herhangi birini” derken elinize belirli bir kartı ittirmesi gibi.” Ve yine: “Bazı insanları ne kadar uzakta olursa olsun tanırsınız; diğerlerinden onlara dokunacak kadar yakın olana dek emin olamazsınız. Junkieler çoğunlukla hemen tanınır.”  Uyuşturucuyu –bu önemli– bıraktıkları zamanlar dışında: “Yüzü bulanık, tanınmaz halde, aynı zamanda küçülmüş ve şişmişti.”</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Bu betimleme yongaları, “Junky”nin gözle görülür “nesnelliğiyle” “Çıplak Şölen”in üslupsal aşırılığı arasında derin bir ayrım olduğu fikrini yalanlamaya yeter. Burroughs’un distopyacı dünya görüşü burada, bu metinde, embriyo halindedir. Eroin bağımlılarının çevresi, Burroughs’un tarif ettiği haliyle, büyülü düşüncelerle doludur. Ve bu gerçekten, toplumun geri kalanı tarafından tam bir canavar olarak görülen bir maddeye olan psikolojik ve fiziksel bağımlılıkları yüzünden, kendilerini sürekli bir tür şeytana tapınma ayininin içinde bulan çoğu bağımlının düşüncesine uyuyor.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Burroughs’un bağımlılığın viral özelliğiyle –eroinmandan eroinmana bulaşan yabancı bir organizmaymış gibi– meşguliyeti, onun bireysel psikopatolojinin bir yönü olma niteliğini yüceltmesine eşlik eder. Burroughs bu metaforun sınırlarını genişletir ve “Junky”nin, Kells Elvins’le (metinde “Evans” olarak geçer) birlikte 1946’da narenciye yetiştirmeye çalışıp başaramadıkları, Rio Grande Vadisi’yle ilgili bölümüne distopyacı bir topluluk tasviri ekler. “Ölüm, görünmez bir pus gibi Vadi’nin üzerinde asılı. Bu yer can çekişenler üzerinde tuhaf bir etkiye sahip. Ölmekte olan hücre Vadi’ye yöneliyor…”. Burroughs’un icat ettiği “junkın hücresel denklemi”, ifade ettiği her şeyle, onun atom-sonrası çağın tüm illetleri için kullandığı bir ad aktarmasıdır ve sonraki eserlerinin birçoğunda da aynı biçimde ortaya çıkacaktır.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Tedirgin edici insan-benzeri organizma kavramı “Junky”de de bulunur, bunlar hem insandan önce ortaya çıkmış, hem de ondan mutasyona uğramış olabilir. Burroughs’un “mugwump”u sahneye çıkar: “Geniş, düz bir burnu var. Dudakları ince ve mavi-mor, bir penisin dudakları gibi. Derisi yüzünde gergin ve pürüzsüzleşiyor. Temelde, mümkün olan bütün iğrenç eylem ya da uygulamaların ötesinde bir iğrençliğe sahip… Belki de vücudunda bir şey depoluyor –ömrü uzatmaya yarayan bir madde– ve sahipleri bu maddeyi belirli aralıklarla ondan sağıyor. Akıl almaz iğrençlikte bir işlevi yerine getirmek için, bir böcek kadar uzmanlaşmış.” Burroughs ve Elvins 1946’da Bogomoletz adlı, yaşlanmayı yavaşlattığı iddia edilen bir maddeyi almak için Meksika’ya gitti, bunun yanında “Junky”de William Reich’ın “cancer biopathy”sine örtülü göndermeler bulunur; bu kurama göre kanser –ve toplumsal hastalıklar da– cinsel baskılamanın bir fonksiyonudur.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Burroughs’un kuramsal düşüncelerin kartal yuvalarını talan etme ve onların yumurtalarını kendi embriyo halindeki fikirleriyle karıştırma eğilimi, “Junky”yi böyle besleyici bir omlet yapıyor. Burroughs bir çığırtkan güvercinle (muhbir) ilgili şunları söylediğinde: “Onu İrlanda Meselesi zamanında Black and Tans karargahına koşuştururken, pis, gri bir harmaniyle Hıristiyanları ihbar ederken, Gestapo’ya, GPU’ya bilgi verirken, kafenin birinde bir narkotik şube memuruyla konuşurken görebilirdiniz. Her zaman aynı zayıf, sıçan gibi surat, pejmürde, demode giysiler, mızmız, içe işleyen ses.” Bu tek görüntüyle, gerçek bir insanı tarif eder gibi, döngüsel tarihçiler Spengler ve Vico’yu hatırlatıyor. Tıpkı bir eşcinselden bahsettiğindeki gibi, “Kamp ateşlerinin ışığında hareket ettiğini görebiliyordum, belirsiz jestleri karanlığa karışıyordu. Oğlancılık insan türü kadar eskidir.” Burroughs metinleri “parçalayan” ve “büken” sonraki deneylerinin işaretini, tüm ikilikleri yok etme ve geleneksel anlatının doğrusal zamanını ortadan kaldırma çabasında verir.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Meksika’da eroine ara vermesini izleyen sarhoş fantazmagoride, Burroughs on yıllar boyunca kurgusal vasıtalarının varacağı ölü yolları keşfetti. “Bir dizi yüz, hiyeroglif, çarpılmış ve insani yolun bittiği yere götürüyor, insan formunun artık içinde büyüyen kabuklu dehşeti zaptedemeyeceği yere.”</h3>
<h3 style="text-align:justify;">“Junky”yi adanmış Burroughsçular için böyle anahtar bir metin yapan, gelecekteki kurgusal topografilere yönelik bu işaretler olabilir, ancak onu ilk defa okuyan birini asıl etkileyecek olan, yazarın zehirlenmenin doğasını ele alışıdır. Burroughs, ilk morfin vuruşunu “kasları gevşeterek kemiklerden ayıran ve ılık, tuzlu su içinde yatıyormuşsunuz gibi, iskeletiniz yokmuşçasına süzülmenizi sağlayan bir rahatlama dalgası” olarak tarif edişinden, kokain, esrar ve hatta peyoteyi anlatışına, uyuşturucu deneyiminin gerçekleriyle ilgili derinliğini ve netliğini korumuştur. Bu bakımdan, “Junky” bahsettiği şeyin “gerçek hikayesi”dir. Kendi –önemsiz sayılamayacak– deneyimlerimden hareketle, “Junky”nin uyuşturucu kullanımıyla ilgili rakipsiz bir kitap olduğunu söyleyebilirim.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Fakat yukarıda özetlenmiş sebeplerden, bağımlılığın doğasıyla ilgili doğru bir analiz değildir. Burroughs’un görüşü şudur: “Başka herhangi bir yönde güçlü bir motivasyonunuz olmadığı için narkotik bağımlısı olursunuz. Junk hükmen galip olur.” Bu yanıltıcı biçimde zayıf, Pandora’nın kutusundan çıkmış gibi bir fikirdir ve şu soruyu cevaplamaktan tamamen kaçınır: uyuşturucu bağımlılığı nasıl bir insan için “güçlü bir motivasyon” olabilir? Elbette yabancılaşma ve ahlaki ya da manevi eksikliği ayrılmaz bir parçası olarak gören biri için.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Gerçekten de, “Junky”nin (ve Burroughs’un) kederli yanının bu olduğunu düşünüyorum. Bütün metni defalarca okuyabilirsiniz, bağımlılığın gizli bir patoloji olarak, kişi doğrudan kimyasal bağımlılık yaşamadan önce de kişinin içinde var olduğu varsayımını düşünürsünüz ve Burroughs’un sürekli eroin kullanımıyla ilgili söylediği her şey çok mantıklı gelmeye başlar. Ama onu, kendisini aklayan (asla gerçekleşmeyen bir uyuşturucuyu bırakma eylemine dayandırılmış) değerlendirmeleriyle ele aldığımızda, Burroughs’un “Junky”si çağımızın simgesi olan, aşırılığın romantikleştirilmesinin arketipine dönüşür: “Kravatı gevşettim ve damlalık damarıma boşaldı. Kokainin kafası geldi, hoş bir sersemlik ve tansiyon, morfin rahatlatıcı dalgalar halinde vücuduma yayılıyordu. ‘İyi miydi?’ dedi Ike gülümseyerek. ‘Tanrı daha güzel bir şey yarattıysa da kendisine saklamış olmalı,’ dedim.”</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Bitirirken, anahtar bir varoluşçu metin olarak “Junky”e dönelim. Bu kitabın modern yabancılaşmanın şeytani bir meseli olarak okunabilmesini mümkün kılan, Burroughs’un kendi bağımlılığının doğasını inkar etmesidir. Burroughs bağımlılığı “bir yaşam biçimi” olarak betimlerken şırıngayı mikroskoba dönüştürür ve böylece yirminci yüzyıl sonu kapitalizmi altındaki insan ruhunu inceler. Alter-egosunun yaşadığı “junk bölgeleri”ne dair tasvirleri, aslında kentsel yabancılaşmayı resmeder. Tıpkı junkın bu bölgelerde “gündüz vakti kalabalık caddedeki bir hayalet” olduğu gibi, junkie karakterleri de –daima “görünmez”, “maddesizleşmiş” ve “kemiksiz” olarak tarif edilirler– “William Lee”nin kendisi gibi, ruh pişirilip boşluğa enjekte edildiğinde geriye kalan bilinçli tortudur.</h3>
<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/chappaqua-junky.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1369" title="chappaqua.junky" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/chappaqua-junky.jpg?w=420&#038;h=560" alt="" width="420" height="560" /></a></p>
<h1><strong><br />
</strong></h1>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/altikirkbes.wordpress.com/1366/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/altikirkbes.wordpress.com/1366/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/altikirkbes.wordpress.com/1366/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/altikirkbes.wordpress.com/1366/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/altikirkbes.wordpress.com/1366/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/altikirkbes.wordpress.com/1366/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/altikirkbes.wordpress.com/1366/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/altikirkbes.wordpress.com/1366/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/altikirkbes.wordpress.com/1366/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/altikirkbes.wordpress.com/1366/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/altikirkbes.wordpress.com/1366/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/altikirkbes.wordpress.com/1366/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/altikirkbes.wordpress.com/1366/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/altikirkbes.wordpress.com/1366/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1366&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/26/william-s-burroughs-junky/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9cf3a991921fc4f2443918bc9cf26459?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">altikirkbes</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/junky.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">junky</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/chappaqua-junky.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">chappaqua.junky</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SATANIC BIBLE</title>
		<link>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/26/satanic-bible/</link>
		<comments>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/26/satanic-bible/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 11:56:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>altikirkbes</dc:creator>
				<category><![CDATA[GOTİK/KORKU/KARANLIK]]></category>
		<category><![CDATA[PEK YAKINDA]]></category>
		<category><![CDATA[bible]]></category>
		<category><![CDATA[lavey]]></category>
		<category><![CDATA[satan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://altikirkbes.wordpress.com/?p=1042</guid>
		<description><![CDATA[6.45 Yayın Sunar LaVey satanic bible &#8230;yakında raflarda&#8230; &#8220;Herkesin içinde olanım ben, ben senin öz tanrınım.&#8221;<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1042&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:center;"><span style="color:#ff0000;">6.45 Yayın Sunar</span></h1>
<h1 style="text-align:center;"><span style="color:#ff0000;">LaVey</span></h1>
<h1 style="text-align:center;">
<span style="color:#ff0000;">satanic bible</span></h1>
<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/06/goat2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1403" title="goat2" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/06/goat2.jpg?w=420&#038;h=636" alt="" width="420" height="636" /></a></p>
<h3 style="text-align:center;"><span style="color:#ff0000;">&#8230;yakında raflarda&#8230;</span></h3>
<h2 style="text-align:center;">&#8220;Herkesin içinde olanım ben,</h2>
<h2 style="text-align:center;">ben senin öz tanrınım.&#8221;</h2>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/altikirkbes.wordpress.com/1042/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/altikirkbes.wordpress.com/1042/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/altikirkbes.wordpress.com/1042/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/altikirkbes.wordpress.com/1042/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/altikirkbes.wordpress.com/1042/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/altikirkbes.wordpress.com/1042/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/altikirkbes.wordpress.com/1042/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/altikirkbes.wordpress.com/1042/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/altikirkbes.wordpress.com/1042/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/altikirkbes.wordpress.com/1042/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/altikirkbes.wordpress.com/1042/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/altikirkbes.wordpress.com/1042/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/altikirkbes.wordpress.com/1042/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/altikirkbes.wordpress.com/1042/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1042&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/26/satanic-bible/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9cf3a991921fc4f2443918bc9cf26459?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">altikirkbes</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/06/goat2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">goat2</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>NEUROMANCER</title>
		<link>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/24/neuromancer-2/</link>
		<comments>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/24/neuromancer-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 09:55:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>altikirkbes</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİLİM KURGU]]></category>
		<category><![CDATA[cer punk]]></category>
		<category><![CDATA[hugo]]></category>
		<category><![CDATA[nebula]]></category>
		<category><![CDATA[Neuromancer]]></category>
		<category><![CDATA[philip k. dick]]></category>
		<category><![CDATA[wİLLİAM gİBSON]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://altikirkbes.wordpress.com/?p=1398</guid>
		<description><![CDATA[William Gibson cyberpunk’ın kutsal kitabı Cyber-punk’ın popüler kültürde yer edinmesinin ve gündelik hayata girmesinin öncüsü William Gibson‘ın ilk romanı 1984′de yayınlanan Neuromancer’dir… Cyber-punk çevreyi sınırlayan gerçekliğin sorgulanması bakımından virtual reality destekçisidir… Teknolojinin akıllara zarar bir biçimde ve hızda ilerlemesinin ürkütücülüğünü kabul etmekle beraber, teknolojiye de kurtarıcıymış gözüyle bakar… Yüksek teknolojiyle donatılmış aynı zamanda çökmekte olan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1398&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align:center;"><strong>William Gibson</strong><br />
<strong><span style="text-decoration:underline;">cyberpunk’ın kutsal kitabı</span></strong></h2>
<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/yeni-resim.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1399" title="Yeni Resim" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/yeni-resim.jpg?w=420&#038;h=655" alt="" width="420" height="655" /></a></p>
<h3 style="text-align:center;">Cyber-punk’ın popüler kültürde yer edinmesinin ve gündelik hayata girmesinin öncüsü William Gibson‘ın ilk romanı 1984′de yayınlanan Neuromancer’dir… Cyber-punk çevreyi sınırlayan gerçekliğin sorgulanması bakımından virtual reality destekçisidir… Teknolojinin akıllara zarar bir biçimde ve hızda ilerlemesinin ürkütücülüğünü kabul etmekle beraber, teknolojiye de kurtarıcıymış gözüyle bakar… Yüksek teknolojiyle donatılmış aynı zamanda çökmekte olan bakımsız kent panaromaları, cyborglar, androidler, uyuşturucu, hackerlar… Kısaca TEKNO ANARŞİZM…<br />
(from ekşi)</p>
<p>William Gibson yazdığı bilim kurgu romanları ile tanınır. Siber punk akımının babası olarak bilinen Gibson’ın ilk romanı Neuromancer, yayınlandığı 1984 yılından bu yana, tüm dünyada 6.5 milyonun üzerinde satmıştır.<br />
Gibson Güney Carolina‘nın Conway şehrinde dünyaya geldi. 1968 yılında Vietnam Savaşı‘na katılmayı reddederek bir süreliğine Kanada‘ya yerleşti. 1972 yılından bu yana, bilim kurgu kitaplarını yazmaya başladığı Vancouver şehrinde yaşamaktadır. İlk çalışmaları sibernetik ve siber uzay teknolojilerinin gelecekte insan ırkı üzerindeki muhtemel etkilerini konu almıştır. 80′li yıllarda kaleme aldığı kurguları daha çok soğuk ve kasvetli bir etki bırakmaktadır. İlk romanı Neuromancer üç büyük bilim kurgu ödülüne layık görülmüştür. (Nebula, Hugo ve Phillip K. Dick)<br />
Yıllar geçtikçe Gibson kendisini meşhur eden kötümser kurgularından gittikçe uzaklaşmış, romanlarını olaydan olaya atlayan bir şekilde yazmak yerine, realist bir tutum benimseyerek, süreklilik gösteren ve daha hikâyesel bir tarzda yazmıştır. Bununla birlikte romanlarında, değişen teknolojinin, özellikle olumsuz sosyal etkilerini vurgulamaya devam etmiştir.</h3>
<h3 style="text-align:center;"><span style="text-decoration:underline;color:#ff0000;">@ ŞUBAT 2012</span></h3>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/altikirkbes.wordpress.com/1398/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/altikirkbes.wordpress.com/1398/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/altikirkbes.wordpress.com/1398/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/altikirkbes.wordpress.com/1398/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/altikirkbes.wordpress.com/1398/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/altikirkbes.wordpress.com/1398/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/altikirkbes.wordpress.com/1398/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/altikirkbes.wordpress.com/1398/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/altikirkbes.wordpress.com/1398/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/altikirkbes.wordpress.com/1398/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/altikirkbes.wordpress.com/1398/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/altikirkbes.wordpress.com/1398/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/altikirkbes.wordpress.com/1398/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/altikirkbes.wordpress.com/1398/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1398&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/24/neuromancer-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9cf3a991921fc4f2443918bc9cf26459?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">altikirkbes</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/yeni-resim.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Yeni Resim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ULUMA [howl] ve Öteki Şiirler * Allen Ginsberg</title>
		<link>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/11/uluma-howl-ve-oteki-siirler-allen-ginsberg/</link>
		<comments>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/11/uluma-howl-ve-oteki-siirler-allen-ginsberg/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 16:09:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>altikirkbes</dc:creator>
				<category><![CDATA[PEK YAKINDA]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİİR]]></category>
		<category><![CDATA[allen ginsberg]]></category>
		<category><![CDATA[america]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[beat]]></category>
		<category><![CDATA[footnote to howl]]></category>
		<category><![CDATA[Howl]]></category>
		<category><![CDATA[lucien carr]]></category>
		<category><![CDATA[neal cassady]]></category>
		<category><![CDATA[peter orlovsky]]></category>
		<category><![CDATA[poet series]]></category>
		<category><![CDATA[transcription of organ music]]></category>
		<category><![CDATA[Uluma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://altikirkbes.wordpress.com/?p=1379</guid>
		<description><![CDATA[howl &#38; other poems uluma ve öteki şiirler allen ginsberg çeviren: melis oflas şubat 2012&#8242;de raflarda! özel baskı * hand-made kapak Howl [Part 1,2,3] Footnote to Howl AMERICA A Supermarket in California Transcription of Organ Music Sunflower Sutra In the Baggage Room at Greyhound       Earlier Poems: An Asphodel Song Wild Orphan In [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1379&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify;">howl &amp; other poems</h3>
<h3>uluma ve öteki şiirler</h3>
<h3>allen ginsberg</h3>
<h3>çeviren: melis oflas</h3>
<h2 style="text-align:center;"><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/ulumai-01.jpg"><span style="color:#000000;">şubat 2012&#8242;de raflarda! </span></a></h2>
<h2 style="text-align:center;"><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/ulumai-01.jpg"><span style="color:#000000;">özel baskı * hand-made kapak<br />
</span></a></h2>
<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/ulumaiee-01.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1388" title="Print" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/ulumaiee-01.jpg?w=420&#038;h=588" alt="" width="420" height="588" /></a></p>
<h3>Howl [Part 1,2,3]</h3>
<h3>Footnote to Howl</h3>
<h3>AMERICA</h3>
<h3>A Supermarket in California</h3>
<h3>Transcription of Organ Music</h3>
<h3>Sunflower Sutra</h3>
<h3>In the Baggage Room at Greyhound</h3>
<h3>      <em>Earlier Poems:</em></h3>
<h3>An Asphodel</h3>
<h3>Song</h3>
<h3>Wild Orphan</h3>
<h3>In Back of the Real</h3>
<h3 style="text-align:justify;">&#8220;ULUMA VE ÖTEKİ ŞİİRLER&#8221; bir manifesto kitaptır.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Beat Generation’ı anlatan “detay”ından dolayı ilk ve tek şiir kitabıdır.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Beat Kuşağının ve özellikle Frisco Şiir Rönesans’ının lokomotifi olmuş iki şiir ve öncül bir şair vardır: Allen Ginsberg’in “America”sı ve “Howl”u. İkisi de bu kitapta!</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Amerikan hükümetince kitabın yasaklatıldığını ve yayıncıları olarak L. Ferlinghetti ve Shigeyoshi Murao’nun mahkemede yargılandığını ilk baskı olan 500’ün yasaklatıldığını lakin sonrasında kitabın serbest kaldığını ve defalarca baskı yaptığını sanırım artık herkes biliyor?</h3>
<h3 style="text-align:justify;">1955’de Amerika gerçekten Ginsberg’den ve Beat Hareketinden korkmuştu. Sadece Amerika değil dünya da şiirin gücünü görmüştü. City Lights’ın “Number Four Pocket Poet Series” numarasıyla yayınladığı ULUMA VE ÖTEKİ ŞİİRLER bugün hala aynı kapakla City Lights’ca Frisco’da basılmaya devam ediyor. (2006 senesi Howl’un ellinci doğum yılıydı.)</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Tom Waits’den Philip Glass’a değin onlarca kişi Ginsberg&#8217;i yorumladı, bu kitap bugün hala canlı ve yaşamın içine güçle karışmayı sürdürüyor.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">ULUMA VE ÖTEKİ ŞİİRLER Amerikan edebiyatında bir dönüm noktası olmaktan çok yeni bir (şiir) çağın(ın) başlangıcıydı da.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Howl 7 Ekim 1955 senesinde Frisco’da Six Gallery’de ilk olarak okundu. Ve City Lights’dan basılmaya başlayacak olan Beat şairleri serisinin lokomotifiydi.</h3>
<h3 style="text-align:justify;">Neal Cassady, Jack Kerouac, William S. Burroughs, Peter Orlovsky, Lucien Carr ve Herbert Huncke Allen Ginsberg kitabının ana figürleridir.</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/v0hRSCzUcio?fs=1&#038;feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/11/uluma-howl-ve-oteki-siirler-allen-ginsberg/"><img src="http://img.youtube.com/vi/1sGGoSWdswo/2.jpg" alt="" /></a></span></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/altikirkbes.wordpress.com/1379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/altikirkbes.wordpress.com/1379/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/altikirkbes.wordpress.com/1379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/altikirkbes.wordpress.com/1379/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/altikirkbes.wordpress.com/1379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/altikirkbes.wordpress.com/1379/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/altikirkbes.wordpress.com/1379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/altikirkbes.wordpress.com/1379/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/altikirkbes.wordpress.com/1379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/altikirkbes.wordpress.com/1379/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/altikirkbes.wordpress.com/1379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/altikirkbes.wordpress.com/1379/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/altikirkbes.wordpress.com/1379/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/altikirkbes.wordpress.com/1379/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1379&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/11/uluma-howl-ve-oteki-siirler-allen-ginsberg/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9cf3a991921fc4f2443918bc9cf26459?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">altikirkbes</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/ulumaiee-01.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Print</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img.youtube.com/vi/1sGGoSWdswo/2.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>TAŞLAR KİMİN İÇİN YUVARLANIYOR</title>
		<link>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/02/taslar-kimin-icin-yuvarlaniyor-2/</link>
		<comments>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/02/taslar-kimin-icin-yuvarlaniyor-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jan 2012 09:23:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>altikirkbes</dc:creator>
				<category><![CDATA[EDEBİYAT DIŞI]]></category>
		<category><![CDATA[6.45]]></category>
		<category><![CDATA[645]]></category>
		<category><![CDATA[alt kültür]]></category>
		<category><![CDATA[altıkırkbeş]]></category>
		<category><![CDATA[önder kosbatar]]></category>
		<category><![CDATA[blues]]></category>
		<category><![CDATA[erol egemen]]></category>
		<category><![CDATA[jazz]]></category>
		<category><![CDATA[kaan çaydamlı]]></category>
		<category><![CDATA[karşı kültür]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[metal]]></category>
		<category><![CDATA[punk]]></category>
		<category><![CDATA[rock]]></category>
		<category><![CDATA[rock n roll]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[şenol erdoğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://altikirkbes.wordpress.com/?p=1358</guid>
		<description><![CDATA[15 Ocak 2012′de raflarda… Marjinalliğin Köklerine Panoramik Bir Bakış Uygarlık Sorgusu Hüznün Coşkusu Barış İçin Savaş! Cehennemden Gelen Notalar Gelecek Yok! Politik Kaos’un Doğurduğu Güvensizlik Ortamı Plantasyondan Gettoya Fabrika Bacaları Gölgesinde Bir Yaşam Modernizm Karşıtı Duruşun Doğuşu Edebiyat ve Düşünce Dünyasından Bazı Karşıt Duruş Örnekleri Görsel Sanatlarda Bazı Karşıt Duruş Örnekleri Varoluşçuluk, Gerçeküstücülük ve Hippilik [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1358&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/taslarkiminicinc.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1359" title="taslarkiminicinC" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/taslarkiminicinc.jpg?w=420&#038;h=643" alt="" width="420" height="643" /></a></p>
<p><strong>15 Ocak 2012′de raflarda…</strong></p>
<p><strong>Marjinalliğin Köklerine Panoramik Bir Bakış</strong></p>
<p><strong>Uygarlık Sorgusu</strong></p>
<p><strong>Hüznün Coşkusu</strong></p>
<p><strong>Barış İçin Savaş!</strong></p>
<p><strong>Cehennemden Gelen Notalar</strong></p>
<p><strong>Gelecek Yok!</strong></p>
<p><strong>Politik Kaos’un Doğurduğu Güvensizlik Ortamı</strong></p>
<p><strong>Plantasyondan Gettoya</strong></p>
<p><strong>Fabrika Bacaları Gölgesinde Bir Yaşam</strong></p>
<p><strong>Modernizm Karşıtı Duruşun Doğuşu</strong></p>
<p><strong>Edebiyat ve Düşünce Dünyasından Bazı Karşıt Duruş Örnekleri</strong></p>
<p><strong>Görsel Sanatlarda Bazı Karşıt Duruş Örnekleri</strong></p>
<p><strong>Varoluşçuluk, Gerçeküstücülük ve Hippilik</strong></p>
<p><strong>Hippi Kuşağı’nın Bir Önceki Basamağı: Beat Kuşağı</strong></p>
<p><strong>Irkçılığa Rağmen Renklerin Buluşması</strong></p>
<p><strong>Kökler</strong></p>
<p><strong>Vur Kendini Yollara</strong></p>
<p><strong>Harman</strong></p>
<p><strong>Ekonomik Buhran ve İkinci Göç Dalgası</strong></p>
<p><strong>Blues’un Bir Bebeği Oldu ve Adını Rock and Roll Koydular</strong></p>
<p><strong>Country Blues Dönemi (1900 – 1910)</strong></p>
<p><strong>Erken Kentli Blues (1910 – 1920)</strong></p>
<p><strong>İkinci Dünya Savaşı Öncesi Blues’u (1920 – 1940)</strong></p>
<p><strong>Savaş Dönemi, Savaş Sonrası Blues’u ve Rock and Roll’un Ayak Sesleri (1940 – 1965)</strong></p>
<p><strong>Vietnam Savaşı ve Bir Sosyolojik Kimliğin Doğuşu</strong></p>
<p><strong>ABD’de Hareketli Geçen 1960’ların Sonu, Hippilik ve Rock Kültürü</strong></p>
<p><strong>60’lı ve 70’li Yıllarda Amerikan Rock’ına Damgasını Vuran Bazı İsimler</strong></p>
<p><strong>Ve Hastalık Avrupa’ya Sıçrıyor…</strong></p>
<p><strong>İngiltere’de Taşlar Yuvarlanıyor</strong></p>
<p><strong>II. 1960’lar ve 1970’lerde Kıta Avrupası’nda Rock ve Hippi Kültürü</strong></p>
<p><strong>Gürültünün Doğuşu</strong></p>
<p><strong>Heavy Metal’e Yeni Yaklaşımlar</strong></p>
<p><strong>İngiliz’lerin ‘Yeni Akım’ı</strong></p>
<p><strong>Kadınsı Başkaldırı</strong></p>
<p><strong>Metalde Öfke Patlaması</strong></p>
<p><strong>Mezarlık Çocukları</strong></p>
<p><strong>Metalin Altkültürel Bir Kimlik Olma Durumu</strong></p>
<p><strong>Londra Varoşlarından Süzülen Kırık Dökük Notalar</strong></p>
<p><strong>New York Sanat Çevresinden Doğan Amerikan Orta Sınıf Punk’ı</strong></p>
<p><strong>Punk Kimliğinin Perspektifi ve Aidiyet Sembolleri</strong></p>
<h3 style="text-align:justify;">“Evet, bu bir tarih kitabıdır; ancak buradaki kahramanlar eli silahlı, ali kıran baş kesen, gösterişli ve heybetli karakterler değil. Eli gitar tutan fabrika işçileri, mısır tarlasında dinlenirken bir taraftan da hüznünü ses telleriyle ifade eden siyah plantasyon köleleri, eşcinsel şairler, kaçık ressamlar, nihilist serseriler, varoluşçu asiler, barıştan ve devrimden söz edip duran şarkıcılar, sokaklarının yetiştirip büyüttüğü varoşun çocukları, şarapçılar ve otçular… Yani dünya üzerindeki hiçbir toprak parçasında öyle pek düşünülmeye gerek duyulmamış deli saçması saçmalıklar tüm bunlar. Ancak birkaç kuşak sonrası 20. yüzyılı toplumsal açıdan anlamlandırabilmek istediğinde bu çalışmanın 20. yüzyıl toplumunun iktidarlar, askerler, geleneksel aile yapıları ve soylular tarafından çok da ciddiye alınmayan bir parçasına dair küçük bir katkı sunabileceğini düşünüyorum. Barut kokan tarih kitaplarından kafasını kaldıran 21. yüzyılın çocukları burada anlatılanları ve kahramanları görüp irdeleyerek 20. yüzyılın sosyokültürel yapısının bir bölümüne dair fikir sahibi olacaktır. Her ne kadar politik ve askerî otoriteler her daim tarih kitaplarında arz-ı endam etse de her yüzyılda toplumların tarihi belirlediği bir gerçektir. Dönem hangi dönem olursa olsun toplumların bir parçası olan insanların ortaya koydukları sanatsal yaratılar (resim, heykel, mimarî, sahne sanatları, edebiyat ve müzik) o çağı anlamlandırabilmenin şifrelerini içerisinde saklar. İşte burada 20. yüzyılın şifresi bu yüzyılın mahsulü olan bir müzik ve onun etrafında kümelenmiş altkültürel yapılarla deşifre edilmeye çalışılacaktır. 13. yüzyılın Dante’sinin ya da 18. yüzyılda yaşamış Goethe’nin söyledikleri, ya da 14. yüzyılın Giotto’sunun çizdiği dinî figürler nasıl kendi çağını yansıtıyorsa rock and roll’un da 20. yüzyılın ürünü olduğunu görebilmek elzemdir…”</h3>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/altikirkbes.wordpress.com/1358/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/altikirkbes.wordpress.com/1358/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/altikirkbes.wordpress.com/1358/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/altikirkbes.wordpress.com/1358/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/altikirkbes.wordpress.com/1358/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/altikirkbes.wordpress.com/1358/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/altikirkbes.wordpress.com/1358/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/altikirkbes.wordpress.com/1358/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/altikirkbes.wordpress.com/1358/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/altikirkbes.wordpress.com/1358/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/altikirkbes.wordpress.com/1358/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/altikirkbes.wordpress.com/1358/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/altikirkbes.wordpress.com/1358/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/altikirkbes.wordpress.com/1358/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1358&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://altikirkbes.wordpress.com/2012/01/02/taslar-kimin-icin-yuvarlaniyor-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9cf3a991921fc4f2443918bc9cf26459?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">altikirkbes</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2012/01/taslarkiminicinc.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">taslarkiminicinC</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SERİ K[afka]</title>
		<link>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/27/seri-kafka/</link>
		<comments>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/27/seri-kafka/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 13:52:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>altikirkbes</dc:creator>
				<category><![CDATA[SERİ K(afka)]]></category>
		<category><![CDATA[aforizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[bir köy hekimi]]></category>
		<category><![CDATA[ceza sömürgesi ve hukuk öyküleri]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[kafka]]></category>
		<category><![CDATA[m kamil utku]]></category>
		<category><![CDATA[richard ve samuel]]></category>
		<category><![CDATA[taşrada düğün hazırlıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://altikirkbes.wordpress.com/?p=1338</guid>
		<description><![CDATA[özel kapak tasarımı, düzeyli çeviri, gerekli ve katkı sağlayıcı makale eklemeleri, daha önce yayımlanmamış metin ve imajlar ile raflardaki onlarca farklı basımından [belirleyici fiyat özelliği ile de] ayrılan SERİ K, yayınevimizde toplamda 16 kitaplık özel bir külliyat oluşturacaktır. http://tr.wikipedia.org/wiki/Franz_Kafka<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1338&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;">özel kapak tasarımı, düzeyli çeviri, gerekli ve katkı sağlayıcı makale eklemeleri, daha önce yayımlanmamış metin ve imajlar ile raflardaki onlarca farklı basımından [belirleyici fiyat özelliği ile de] ayrılan SERİ K, yayınevimizde toplamda 16 kitaplık özel bir külliyat oluşturacaktır.</p>
<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/aclikcweb.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1339" title="a" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/aclikcweb.jpg?w=420" alt=""   /></a></p>
<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/aforizmalarcweb.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1340" title="a" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/aforizmalarcweb.jpg?w=420" alt=""   /></a></p>
<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/cezasomurgesiweb.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1341" title="C" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/cezasomurgesiweb.jpg?w=420" alt=""   /></a></p>
<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/don-c59f-mweb.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1342" title="d" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/don-c59f-mweb.jpg?w=420" alt=""   /></a></p>
<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/kc3a2yhweb.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1343" title="k+Âyhweb" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/kc3a2yhweb.jpg?w=420" alt=""   /></a></p>
<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/kafkadavaweb.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1344" title="kafkadavaweb" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/kafkadavaweb.jpg?w=420" alt=""   /></a></p>
<h6 style="text-align:center;"><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/kafka-pornweb.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1345" title="kafka-pornweb" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/kafka-pornweb.jpg?w=420" alt=""   /></a></h6>
<h4 style="text-align:center;">http://tr.wikipedia.org/wiki/Franz_Kafka</h4>
<pre style="text-align:center;"></pre>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/altikirkbes.wordpress.com/1338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/altikirkbes.wordpress.com/1338/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/altikirkbes.wordpress.com/1338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/altikirkbes.wordpress.com/1338/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/altikirkbes.wordpress.com/1338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/altikirkbes.wordpress.com/1338/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/altikirkbes.wordpress.com/1338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/altikirkbes.wordpress.com/1338/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/altikirkbes.wordpress.com/1338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/altikirkbes.wordpress.com/1338/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/altikirkbes.wordpress.com/1338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/altikirkbes.wordpress.com/1338/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/altikirkbes.wordpress.com/1338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/altikirkbes.wordpress.com/1338/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1338&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/27/seri-kafka/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9cf3a991921fc4f2443918bc9cf26459?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">altikirkbes</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/aclikcweb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">a</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/aforizmalarcweb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">a</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/cezasomurgesiweb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">C</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/don-c59f-mweb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">d</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/kc3a2yhweb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">k+Âyhweb</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/kafkadavaweb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">kafkadavaweb</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/kafka-pornweb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">kafka-pornweb</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>KIŞ DÖNENCESİ</title>
		<link>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/26/kis-donencesi/</link>
		<comments>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/26/kis-donencesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Dec 2011 13:16:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>altikirkbes</dc:creator>
				<category><![CDATA[EDEBİYAT DIŞI]]></category>
		<category><![CDATA[SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Şentürk]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://altikirkbes.wordpress.com/?p=1319</guid>
		<description><![CDATA[Levent Şentürk Ocak 2012 6.45 Yayın Bu kitaptaki metinler 1996-2010 aralığında ürettiğim deneysel işleri kapsıyor. 1998’de mimarlık öğrencisiyken yayınlanan ilk kitabımdan bir bölümle açılıyor. Bu 1996’da üçüncü sınıfın ilk döneminde teslim ettiğim mimari proje ödevimdi; sonradan ilk kitabımın giriş bölümünü oluşturdu. Eski adı Binanın Eşkâline Dair olan bu bölüme müdahalelerde bulundum. Metni güncellerken kimi bölümleri [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1319&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align:justify;"><strong>Levent Şentürk</strong></h2>
<h2 style="text-align:justify;"><strong>Ocak 2012</strong></h2>
<h2 style="text-align:justify;"><strong>6.45 Yayın</strong></h2>
<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/379458_200940766662043_100002383641002_422443_2002809238_n.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1362" title="379458_200940766662043_100002383641002_422443_2002809238_n" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/379458_200940766662043_100002383641002_422443_2002809238_n.jpg?w=420&#038;h=550" alt="" width="420" height="550" /></a></p>
<h3 style="text-align:justify;">Bu kitaptaki metinler 1996-2010 aralığında ürettiğim deneysel işleri kapsıyor. 1998’de mimarlık öğrencisiyken yayınlanan ilk kitabımdan bir bölümle açılıyor. Bu 1996’da üçüncü sınıfın ilk döneminde teslim ettiğim mimari proje ödevimdi; sonradan ilk kitabımın giriş bölümünü oluşturdu. Eski adı Binanın Eşkâline Dair olan bu bölüme müdahalelerde bulundum. Metni güncellerken kimi bölümleri kısalttım, görselleri seyrelttim ve numaralama sistemini kaldırıp dizilimi bütününde yoğunlaştırdım. Yerdeğiştirmeler Seçkisi’ni oluşturan metinlere hemen hiç dokunmamakla beraber, bu kitap için birçoğuna yeni tasarımlar geliştirdik Koray’la. Edebiyat ürünlerinin grafik açıdan tasarlanmasına hâlâ kuşkuyla bakıldığını görüyorum, kitabın bu anlamda cesaret vermesini umduğumu söylemeliyim. Ad Dîvanı, alfabetik bir kitabın çok küçük bir kısmı olarak kaldı; 2003’e kadar geri gidiyor.<br />
Buradaki şiirlerin yarısı daha önce yayınlanmıştı. Kolaj şiir kitapları ilk kez burada yayınlanıyor. Delikanlı’nın Hikâyesi’ni Flaubert’den, Sincap Kafesi’ni 30’larda yayınlanmış bir asfalt ve yol kitabından, Korkunç Tavuk’u iki farklı çocuk kitabını çarpıştırarak ve Konuş Tarih Konuş’u 60’larda yayınlanan bir tarih dergisinden “yararlanarak” yaptım. (Yararlanma kelimesini en pis anlamıyla kullanıyorum, “benden yararlandı&#8230;“) Aslında bir seri katil olarak, kaynaklarımı açıklamak zorunda değilim&#8230; Bunların başlangıcı, Sincap&#8230;’tır. İstanbul’dayken, Alptuğ ile beraber yapmıştık ve yayınlamayı asla düşünmedik. Sonradan ben bu sapkın gece faaliyetlerini devralarak geri kalanları yapmaya başladım.<br />
Kitap kesmek gerçek bir cinayettir. Bu yüzden de cinayetin hak ettiği titizlik, dikkat, saygı ve kösnüllük içinde, törensel bir sabırla yerine getirilmelidir. Yasası basittir: Dikey metin. Yazılı kültürümüz bizi metnin yatay bir şey olduğuna ikna ettiğinden beri, kitapları satır satır kat etmeye alıştırıldık. Dikey bir metin üretmek için satırları dikine taramak ve sayfada saklı olan şiiri bulmak gerekir. Bulduğunuzda, bir falçatayla onu dissekte etmeli ve oluşturmaya başladığınız yeni kitabın boş sayfalarına yavaş yavaş yerleştirmeye başlamadan önce bir araya toplamalısınız. Bu işlem, bir edebiyat eserine en büyük kötülük olmakla kalmaz, acımasız şiddetiyle büyük bir ihanettir de. Gecenin en koyu saatlerinde, cinayetinizin, semantik arkeolojinizin veya histolojik (dokubilimle tarih arasında bir çağrışım yarılması) çalışmanızın —nasıl adlandırırsanız adlandırın— ürünü ortaya çıktığında gerçek edebiyatın tek bir kaynağı olduğunu bedeninizi saran ürpertilerle keşfedersiniz: Cinayet.</h3>
<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/untitled-1.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-1321" title="Untitled-1" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/untitled-1.jpg?w=358&#038;h=358" alt="" width="358" height="358" /></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/altikirkbes.wordpress.com/1319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/altikirkbes.wordpress.com/1319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/altikirkbes.wordpress.com/1319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/altikirkbes.wordpress.com/1319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/altikirkbes.wordpress.com/1319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/altikirkbes.wordpress.com/1319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/altikirkbes.wordpress.com/1319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/altikirkbes.wordpress.com/1319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/altikirkbes.wordpress.com/1319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/altikirkbes.wordpress.com/1319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/altikirkbes.wordpress.com/1319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/altikirkbes.wordpress.com/1319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/altikirkbes.wordpress.com/1319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/altikirkbes.wordpress.com/1319/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1319&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/26/kis-donencesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9cf3a991921fc4f2443918bc9cf26459?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">altikirkbes</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/379458_200940766662043_100002383641002_422443_2002809238_n.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">379458_200940766662043_100002383641002_422443_2002809238_n</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/untitled-1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Untitled-1</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>UBİK &#8211; P. K. DİCK</title>
		<link>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/22/ubik-p-k-dick/</link>
		<comments>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/22/ubik-p-k-dick/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2011 09:07:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>altikirkbes</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİLİM KURGU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://altikirkbes.wordpress.com/?p=1314</guid>
		<description><![CDATA[K Dick&#8217;in en önemli metni kabul edilen UBİK ocak ayında raflarda&#8230; Talimatlara uygun kullanıldığında zararsızdır&#8230;.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1314&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;">K Dick&#8217;in en önemli metni kabul edilen <span style="color:#993300;">UBİK</span> ocak ayında raflarda&#8230;</p>
<p style="text-align:center;"><em><span style="color:#ff6600;">Talimatlara uygun kullanıldığında zararsızdır&#8230;.</span></em></p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/pkdickubik-03c3b6n.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1315" title="pkdickUBIK-03ön" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/pkdickubik-03c3b6n.jpg?w=420&#038;h=721" alt="" width="420" height="721" /></a><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/pkdickubik-03-2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1316" title="pkdickUBIK-03 (2)" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/pkdickubik-03-2.jpg?w=420&#038;h=327" alt="" width="420" height="327" /></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/altikirkbes.wordpress.com/1314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/altikirkbes.wordpress.com/1314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/altikirkbes.wordpress.com/1314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/altikirkbes.wordpress.com/1314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/altikirkbes.wordpress.com/1314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/altikirkbes.wordpress.com/1314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/altikirkbes.wordpress.com/1314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/altikirkbes.wordpress.com/1314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/altikirkbes.wordpress.com/1314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/altikirkbes.wordpress.com/1314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/altikirkbes.wordpress.com/1314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/altikirkbes.wordpress.com/1314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/altikirkbes.wordpress.com/1314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/altikirkbes.wordpress.com/1314/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1314&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/22/ubik-p-k-dick/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9cf3a991921fc4f2443918bc9cf26459?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">altikirkbes</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/pkdickubik-03c3b6n.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">pkdickUBIK-03ön</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/pkdickubik-03-2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">pkdickUBIK-03 (2)</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ve Eşek Meleği Gördü &#8211; Nick Cave</title>
		<link>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/19/ve-esek-melegi-gordu-nick-cave/</link>
		<comments>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/19/ve-esek-melegi-gordu-nick-cave/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 09:52:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>altikirkbes</dc:creator>
				<category><![CDATA[ECNEBİ EDEBİYAT]]></category>
		<category><![CDATA[eşek]]></category>
		<category><![CDATA[garage rock]]></category>
		<category><![CDATA[melek]]></category>
		<category><![CDATA[nick cave]]></category>
		<category><![CDATA[post punk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://altikirkbes.wordpress.com/?p=1299</guid>
		<description><![CDATA[Ocak Ayında piyasada&#8230;. Post-Punk ve Garaj Rock’ın unutulmaz ismi Nick Cave’in başyapıtı!  Karanlık ve saldırgan üslubuyla, kutsal kitabın söylevini başarıyla çiftleştiren Cave; adeta tanrının diliyle bir piçi konuşturuyor. Ermiş götlerin, kutsal fahişelerin, cehennemi ayyaşların eşliğinde yeraltı edebiyatı şölenine şahit olan lanetli kasabada dehşetle sarmalanmış bir roman!  Altıkırkbeş Yayın okurlarını karanlıkta biten bir okumaya davet ediyor. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1299&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;"><span style="color:#ff6600;">Ocak Ayında piyasada&#8230;.</span></p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/nickc3b6nson.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1311" title="P" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/nickc3b6nson.jpg?w=420&#038;h=611" alt="" width="420" height="611" /></a>Post-Punk ve Garaj Rock’ın unutulmaz ismi Nick Cave’in başyapıtı!</p>
<p style="text-align:center;"> Karanlık ve saldırgan üslubuyla, kutsal kitabın söylevini başarıyla çiftleştiren Cave; adeta tanrının diliyle bir piçi konuşturuyor. Ermiş götlerin, kutsal fahişelerin, cehennemi ayyaşların eşliğinde yeraltı edebiyatı şölenine şahit olan lanetli kasabada dehşetle sarmalanmış bir roman!</p>
<p style="text-align:center;"> Altıkırkbeş Yayın okurlarını karanlıkta biten bir okumaya davet ediyor.</p>
<h3 style="text-align:justify;">Ölü ikiziyle birlikte bir hurdalıkta doğan Euchrid, daha anne rahminde anlatmaya koyulur soluksuz yaşam hikâyesini. Metaforlar ve psikanalist çözümlemeler gerektiren sonsuz bir imgelem dünyası… Üstbilinç ile bilinçaltının arasında ki bıçak sırtı çizgiyi ortadan kaldırarak… İster ödipal ister anti-ödipal tezlerle yaklaşın, babayı olabildiğince pasif bir figür haline getiren ve şiddetli bir argoyla anneye saldıran Cave… 22 Eylül 1957′de Avustralya Warracknabeal’da Nicholas Edward Cave isimli bir bebek dünyaya gelir. Kütüphaneci bir anneye, İngilizce öğretmeni bir babaya sahip olan Cave, ileride çalışmalarında İncil’in belirgin etkisine yol açan Anglikan eğitimini bu iki insanla temellendirir. Eğitimi için gittiği Melbourne’de “The Boys Next Door”un üyeleri Mick Harvey, Tracy Pew ve Phil Calvert ve yazın hayatını da tetikleyecek olan; “yaşamımın aşkı” dediği Anita Lane ismi ile tanışır. Caulfield Teknoloji Enstitüsü’nün Sanat Bölümü’nde 2 sene okur ve bu deneyimlerini albüm kapaklarına ve kitaplarına dek taşır. İkinci Nick Cave and the Bad Seeds albümü The Firstborn Was Dead albümü “Ve Eşek Meleği Gördü” romanının tohum düşüncelerini içinde barındırmaktaydı. Romanın yazımı esnasında yapılan parçalar da kitap ile paralellik içermektedir. Kitap hala Cave’in tek düzyazı eseridir, yazar eserin büyük bir kısmını Berlin’de kaleme almıştır ve 1989 senesinde de yayımlamıştır. Kitabın adı Mezopotamyalı Bilge Balaam’ı İsrailoğullarını kutsamaya ikna eden eşekle ilgili ayete göndermedir. Zaten Eski Ahitle tek bağlantısı da bu değildir kitabın, Cave yer zaman direk olarak yaptığı alıntılarla ve de Ahidin diline benzerlikler barındıran üslubuyla eser boyunca kutsal metin formundan bir anlamda hiç uzaklaşmamaktadır. Bir diğer anlamda ise kutsal metni kendi bilinçaltına göre yeniden kurguladığını söylemek mümkündür. Buradan da pay biçerek Cave’in kutsala olan yaklaşımının Ortodoks bir yapı değil de Heterodoks bir yapı olduğunu söylemek de doğru olacaktır. Cave “ve eşek meleği gördü” eserinden okumalarla oluşturduğu bir de albüm kaydetmiştir. Bu albümün müziklerini Mick Harvey yapmıştır. Sonrasında ise sınırlı sayıda bir baskıya da dönüşecek olan tek gösterimlik (bir kukla ile de desteklenen) teatral bir sunumu yapılmıştır. Kitabın genel gidişatı içsel bir sesleniş tarzındadır, eserde sonuna dek bu monolog havasını korur Cave. Amerikanın medeniyete uzak topraklarında bir doğum anlatısıyla hatta doğumun öncesinin aktarısıyla başlar kitap, başkahraman Euchrid Eucrow sapkın ilişkiler ve alkolle harmanlanmış bir aile yapısının ürünü zekâ özürlü, doğuştan dilsiz ve epileptik sanrılarla boğuşmakta olan bir erkek çocuğudur. Tanrısal olduğuna kanaat getirdiği nebisel güdülerini bulunduğu yoz ve cehennemi ortamda salt kendi içinde saklı tutmakta ve Tanrısının kendisini “kurtaracağı” anı beklemektedir. Eser ilerledikçe tanrısal görevine giderek daha fazla inanan ve bağlanan kahraman yaşadığı çeşitli sanrısallıklar ve kurgularla bir tür “tanrının kılıcı” formunu almaktadır. Eser başından sonuna değin fantastikleşen grotesk ve sadist unsurlarla muazzam şekilde bezenmekte ve okuyucuyu soluksuz bir metnin içine saplamaktadır</h3>
<p><strong>YERALTINDAN AHLAKSIZ, GÜÇLÜ, GRİ-SİYAH, BOĞUK, SAPKIN </strong></p>
<p><strong>SESLER YÜKSELİYOR!!!</strong></p>
<p><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/nickson.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1312" title="Print" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/nickson.jpg?w=420&#038;h=277" alt="" width="420" height="277" /></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/altikirkbes.wordpress.com/1299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/altikirkbes.wordpress.com/1299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/altikirkbes.wordpress.com/1299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/altikirkbes.wordpress.com/1299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/altikirkbes.wordpress.com/1299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/altikirkbes.wordpress.com/1299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/altikirkbes.wordpress.com/1299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/altikirkbes.wordpress.com/1299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/altikirkbes.wordpress.com/1299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/altikirkbes.wordpress.com/1299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/altikirkbes.wordpress.com/1299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/altikirkbes.wordpress.com/1299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/altikirkbes.wordpress.com/1299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/altikirkbes.wordpress.com/1299/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1299&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/19/ve-esek-melegi-gordu-nick-cave/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9cf3a991921fc4f2443918bc9cf26459?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">altikirkbes</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/nickc3b6nson.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">P</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/nickson.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Print</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>7 &#8211; Cem Akaş  20.Yıl Özel Baskısı</title>
		<link>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/16/7-cem-akas-20-yil-ozel-baskisi/</link>
		<comments>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/16/7-cem-akas-20-yil-ozel-baskisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 09:13:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>altikirkbes</dc:creator>
				<category><![CDATA[TÜRKÇE EDEBİYAT]]></category>
		<category><![CDATA[7]]></category>
		<category><![CDATA[cem akaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://altikirkbes.wordpress.com/?p=1293</guid>
		<description><![CDATA[Cem Akaş&#8217;ın Altıkırkbeşten basılan efsanevi romanı 7, 20 yıl sonra sınırlı sayıda ve numaralandırılmış olarak tekrar 6:45&#8216;de. Ocak Ayı İçinde Kitapçılarda&#8230;.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1293&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;">Cem Akaş&#8217;ın Altıkırkbeşten basılan efsanevi romanı <strong><span style="color:#333399;">7</span></strong>, 20 yıl sonra sınırlı sayıda ve numaralandırılmış olarak tekrar <span style="color:#ff6600;">6:45</span>&#8216;de.</p>
<p style="text-align:center;">Ocak Ayı İçinde Kitapçılarda&#8230;.</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/7kapakduzeniweb.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1294" title="P" src="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/7kapakduzeniweb.jpg?w=214&#038;h=300" alt="" width="214" height="300" /></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/altikirkbes.wordpress.com/1293/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/altikirkbes.wordpress.com/1293/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/altikirkbes.wordpress.com/1293/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/altikirkbes.wordpress.com/1293/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/altikirkbes.wordpress.com/1293/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/altikirkbes.wordpress.com/1293/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/altikirkbes.wordpress.com/1293/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/altikirkbes.wordpress.com/1293/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/altikirkbes.wordpress.com/1293/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/altikirkbes.wordpress.com/1293/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/altikirkbes.wordpress.com/1293/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/altikirkbes.wordpress.com/1293/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/altikirkbes.wordpress.com/1293/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/altikirkbes.wordpress.com/1293/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=altikirkbes.wordpress.com&amp;blog=11981319&amp;post=1293&amp;subd=altikirkbes&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://altikirkbes.wordpress.com/2011/12/16/7-cem-akas-20-yil-ozel-baskisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9cf3a991921fc4f2443918bc9cf26459?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">altikirkbes</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://altikirkbes.files.wordpress.com/2011/12/7kapakduzeniweb.jpg?w=214" medium="image">
			<media:title type="html">P</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
